29 Nisan 2026 Çarşamba

bazı insanlar vardır; bedenleri gider, varlıkları kalır* ...


Rahmi’yi kaybettik…

Öyle ani, öyle hazırlıksız yakalandık ki; bir hastalığın değil, adeta sinsi bir kaderin kurbanı oldu. Ne o fark edebildi, ne biz… Kovit benzeri geçici bir rahatsızlık sandık, “geçer” diye bekledik. Oysa zaman, biz farkına varmadan geri dönüşsüz bir yola girmişti.

28 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te entübe edildi. Aynı gün akşam saat 21.00 sularında aramızdan ayrıldı.


Ama bazı insanlar vardır; bedenleri gider, varlıkları kalır. Rahmi de onlardan biriydi.


Kuleli Askerî


Lisesi’nden başlayan yolculuğu, Harp Okulu ile devam etti. Genç bir üsteğmenken, dönemin karanlık süreçlerinde ağır bedeller ödedi. Kenan Evren ve şürekâsının gölgesinde, işkenceli sorgulardan geçti, yoklukla, dışlanmışlıkla sınandı. Açlığa ve sefilliğe mahkûm edilmek istendi. Ama o, hiçbir zaman boyun eğmedi.


Yıkılmadı…

Susmadı…

Vazgeçmedi…


Tam tersine, yaşadıklarını bir kırgınlığa değil, bir mücadele azmine


dönüştürdü. Yıllar boyunca özlük haklarımızın yeniden kazanılması için verdiği emek, gösterdiği direnç ve ortaya koyduğu irade, hepimizin hayatında iz bıraktı. Sadece kendi hakkı için değil, hepimizin hakkı için savaştı.


Kalemi de en az duruşu kadar güçlüydü. Ülke yönetimindeki yanlışları, adaletsizlikleri korkusuzca yazdı. Sözü eğip bükmeden, kimseye yaranma kaygısı taşımadan düşündüğünü söyledi. Bu yönüyle sadece bir dava arkadaşı değil, aynı zamanda bir vicdan sesi oldu.


Onurlu duruşu, mücadele azmi, yazdıkları, kitapları…

Hepsi bugün hâlâ bizimle.

Ve bundan sonra da yaşamaya devam edecek.


Onu anlatmaya kelimeler yetmez. Ama şunu biliyorum:

Rahmi, hayatını dimdik yaşamış bir insandı.

Ve ardında, unutulmayacak bir iz bıraktı.


Sevgili dostum…

Seni tanımış olmak bir ayrıcalıktı.

Acın büyük, yokluğun derin…

Ama hatıran, mücadelemizde ve yüreğimizde yaşamaya devam edecek.


Ruhun şad olsun. (*Hüseyin Özacan)


*

Av.Hüseyin Işık: Değerli Arkadaşlarım, Kuleliden gelmediğim için kenetlenmiş arkadaşlık bağları harbiyede tam oluşmadı. Harbiye de de ders çalışmaktan fazla sosyalleşemedim. Lakin gerek hastalığında gerekse kaybetyiğimiz bu anda paylaşılan mesajları okuduğumda devremiz üzerinde çok etki bırakmış kıymetli biri olduğuna tanık oldum. Böyle kıymetli bir devremize Allah rahmet eylesin,  toprağı bol olsun. Ailesinin ve sevenlerinin ve tabii ki 78 devredinin başı sağolsun. Işıklar içinde uyu kardeşim.


*Hüseyin Özcan:
Merhaba arkadaşlar. Fotoğraftaki arkadaşlar; fotoğrafın En sağındaki arkadaş, Osman Can, Rahmi'nin sağ arkasındaki Mahmut Sarıaslan, Sarıaslan ile Rahmi'nin arasındaki Fevzi Karahan, Rahmi'nin sol arkasındaki İlyas Karaca, onun sol yanındaki Tahir Boyacı,Rahmi'nin solundaki, şahsım oluyor Hüseyin Özcan, benim hemen arkamdaki arkadaş sevgili arkadaşımız Hasan Akgüç'ün abisi Süleyman Akgüç. Bu gün tanıştım.En soldaki arkadaşla tanışamadığım için adını yazamadım. Bilen varsa yazarsa sevinirim.




















































































































Hacı Ahmet Tosun: Allah rahmet etsin. Son zamanlarda aramız bayağı iyiydi.
 Mücadele adamıydı inatcı da. Nesi vardı tam öğrenemedim? .. Yazık oldu. Dinamik sağlamdı gördüğümde beraber bira içmiş ordan burdun birbirimize takılmıştık. Şakacıydı aynı zamanda.. Hasana ağıt şiirinde de Hasan'a takılmıştı  
 "Şehit olmak varken  falezlerden düşmek sana yakıştı mı Hasan? Derken ne bilecekti aniden gideceğini.. !
İyi hoş temiz ruhlu hatır gönül bilen kişiydi. Biraz da şakacı( onun tabiri).
Benim her müşkülümde hastalık veya güzel günlerimde hep telefonla arama titizliğni

 de gösterirdi.  Hassa bir kişiliği vardı. 
Çok takıldık birbirimize ama asla kırılmadık kırmadık.
Avukata vekaleti ve dilekçe vermedim dedikçe nasıl vermedin senin adınla dava açtık demişti. 
Ve birde belgesini getirmişti!
Allah taksiratini affetsin ve rahmet etsin.

























































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder