*Mehmet Nuri :Erhan selam, Güngör ile ilgili bilgileri Bülent Çıbık'tan alabilirsin, Avrupa yakasında Oyak sitesinde oturuyor
Bugün 14 Şubat Sevgililer günü. Aynı zamanda sevgili arkadaşımız İlhan Özdemir’in aramızdan ayrılışının birinci yıldönümü. Bir atasözümüz var. Zannedersem hepiniz bilirsiniz. “Güzeli tarif etmeye gerek yok, güzeli herkes bilir.” İlhan da güzel bir arkadaşımızdı. Bu nedenle burada O’nu tanıtmayacağım. Amacım yıldönümünde O’nun anılmasına imkân sağlamak, anılarımızı tazelemek.
Benim açımdan, O’nunla ilgili bu bir yıl içinde, iki önemli gelişme oldu. Birincisi bazı arkadaşların katkılarıyla Üniversite öğrencilerine eğitim katkısı sağlıyordu. En son görüştüğümüz Kasım 2024 ayındaki Bodrum devre kampında rahatsızlığını belirterek bu işlemlerim benim tarafımdan yürütülmesini istemişti. Cenazesinde kızı Özlem bir flash disk ile kayıtları bana teslim etti. Mart 2025 ayından itibaren de bu görev tarafımdan büyük bir haz ve gururla yerine getirilmektedir.
İkinci gelişme ise tamamen benimle ilgiliydi. Sevgili arkadaşımız, uzun zamandır paylaştığım anı ve öykülerimi, kitap olarak yayınlatmamı istiyordu. Ben de her seferinde geçiştiriyor ve erteliyordum. Ancak vefatından sonra bunu bir görev olarak algıladım. İki aylık yoğun bir çalışmayla bütün öyküleri tekrar gözden geçirip gerekli düzeltmeleri yaptım. Kitabı da İlhan Özdemir’e ithaf ettim. Kitaptaki son öyküyü aşağıda okuyacaksınız.
İlhan Özdemir’e
1971 yılının ağustos ayının sonları. Yaşları 14-16 arasında değişen, 550 çocuk Boğazın kenarında Kuleleri olan, bir leyli mektebinde toplanmıştı. Onlar; ülkenin dört bir yanından, zor bir sınavdan sonra seçilerek gelmişlerdi. Üç yıllık askeri lise eğitiminden sonra, hepsi kardeş olmuş adeta birbirleriyle kenetlenmişlerdi. Bu yıllarda oluşan dostluklar, bir ömür boyu sürecekti.
İlhan’la bu yıllarda başlayan dostluğumuz, dört yıllık harp okulunda da devam etti. Mezun olduktan sonra 1980 ihtilalinin muktedirleri, bir silindir gibi devremizin üzerinden geçti ve arkadaşlarımızın yaklaşık yarısını, mesleklerinden uzaklaştırdı. İlhan da bunların arasındaydı ve farklı sektörlerde çalışarak yaşamına devam etti.
Yıllar sonra teknolojinin gelişmesiyle, sosyal medyada sanal da olsa tekrar bir araya geldik. Eski dostlukları yeniden tazeledik. Oluşturduğumuz platformda, küçük anı ve öyküler karalamaya çalışırken, sevgili İlhan bir gün telefon ederek, “bu yazdıklarını bizim çıkardığımız sanal ‘Bir Kitap Bin Dost’ e-dergisinde de yayımlayalım” teklifiyle hayatımda yeni bir dönem başladı.
Yaklaşık on beş yıl önce başlayan bu süreçte, sevgili İlhan’la birlikte çok güzel çalışmalara imza attık, etkinliklerde bulunduk. Kendimizi geliştirdik, dostluğumuz pekişti. Bir sürü güzel anılar biriktirdim, birbirinden kıymetli dostlar edindim. Derginin aylık toplantıları için İstanbul’a gitmek hayatımın en güzel zamanlarıydı.
Başlangıçta, edebiyat ve sanat ağırlıklı olan ‘Bir Kitap Bin Dost’ e-dergisi, bir süre sonra karikatür ağırlıklı bir yapıya büründü. Bu safhadan sonra da uluslararası bir yapıya ulaştı. Karikatür dünyasında saygın bir yer edindi. Karikatürcüler için referans dergi statüsü kazandı. Birçok ülkede temsilciler oluşturuldu.
Sevgili dostum, bu yoğun uğraşları arasında, yüzlerce kişi ile görüşerek lise ve harp okulu sürecini kapsayan, aslında ülkemizin bir döneminin kaynak kitabı olan “Kibrit Çöpleri” isimli kitabını yazdı.
Bu güzel insan, yaklaşık iki yıl önce, bazı sağlık sorunları yaşamaya başladı. Çok sevdiği, içki ve sigarayı bıraktı. Geçen yıl, yaz aylarını geçirdiği Giresun’a gitmekten vazgeçti. Arkadaşlarını görebilmek için tüm gücünü toplayarak Kasım 2024 ayındaki devre kampına katılmak için Bodrum’a zorlanarak geldi.
Ancak illet hastalık süratle ilerliyordu. Kalp, akciğer, KOAH, karaciğer yetmezliği, böbrek sorunları yaşarken durumunun farkındaydı. Nedense arkadaşlarının bilmesini istemedi. Ocak ayı sonuna doğru, yattığı hastane odasında, bazı şeylerin farkındaydı. 29 Ocakta yaptığı paylaşımda, Uluslararası BirkitapbindosT Karikatür E-Dergisi Şubat 2025 tarihli 81 nci Sayısının yayınlanmasını ileri bir tarihe erteledi. 01 Şubat 2025 tarihinde Musa Eroğlu’nun ‘Yolun Sonu Görünüyor’ şarkısını paylaşması ise çok manidardı.
03 Şubat 2025 tarihinde kısıtlı bazı arkadaşlarıyla paylaştığı mesajda; “Ben artık bazı şeyleri kabullendim ve aklıma da takmıyorum.2025’i gördüm ama 2026’yı göremeyeceğimi çok iyi biliyorum. Hastaneden çıkabilir miyim, yazı görebilecek miyim bilmiyorum? Aslında benim için çok da önemli değil... Sevgi ve selamlarımla.” diyerek büyük bir tevekkül gösteriyordu.
14 Şubat 2025 tarihinde, sevgililer gününde öğleyin acı haberi aldık. Çok üzüldük. O iyi insan bizlerin meleği, kanatlanıp uçmuştu. Ertesi gün Antalya’da yapılan askeri törende, Türk Bayrağına sarılı tabutunu ve resmini askerler taşıdı. Mezarlıkta, maaşını kabrine kardeşiyle birlikte yerleştirdim, üzerine birkaç kürek toprak attım. Türk Bayrağı ve çerçeveli resmi eşine teslim edildi.
Antalya’daki arkadaşlara ilave olarak İstanbul, Ankara ile Dinar, Serik gibi yakın bölgelerden gelen otuz civarında devre arkadaşı, törende hazır bulundu. Hastaneye yattıktan sonra da arkadaşlar her gün ziyaret ederek durumunu takip ettiler.
Bu dünyadan “İlhan” diye bir arkadaş geçti. Çok iyi bir insandı. Kendisinden çok şey öğrendik ve biz hakkımızı helal ettik. Şimdi yukarlarda bir yerlerde bizi izlediğini hissediyoruz.
Sevgili arkadaşımız Ayten Köse’nin dediği gibi birçok güzelliklerle birlikte BirkitapbindosT 80nci sayısında yarım kaldı, sevgili Firuz Kutal’ın deyimiyle bizler de yetim kaldık. Sevgili Emel Yazgan Üstündağ, ne güzel özetlemiş, güzel anılar yüreğimizde kaldı.
Gittiği yer ruhunu, yattığı yer bedenini incitmesin. Ruhu şad, mekânı cennet olsun…
Eşi Ülker Hanıma ve sevgili kızı Özlem’e metanet ve sabır dilerim… Hepimizin başı sağ olsun...













































.jpeg)



.jpeg)









































































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder